Sevr Antlaşması
SEVR ANTLAŞMASI (10 Ağustos 1920)
İtilaf Devletleri, Birinci Dünya Savaşı sonunda yenilmiş devletlerle ayrı ayrı barış antlaşmaları yapmışlar, Osmanlı Devleti ile ateşkes antlaşması imzalayarak barış antlaşmasını ileri bir tarihe bırakmışlardı. Çünkü, savaşın sonunda Osmanlı Devleti’ni nasıl paylaştıracakları konusunda aralarında anlaşamamışlardı. Bu konuda, aralarındaki çıkar çatışmalarında önemli rolü vardı.
İtalyanların payının büyük bir bölümü, sonradan ortaya çıkan Yunanlılara verilmiş, İstanbul’un ve Boğazların ne olacağı, konusunda da kesin bir karara varılamamıştı. Bu arada Anadolu’da önemli gelişmeler olmuş, ulusal bağımsızlık savaşı başlatılmış ve Türk milletinin, işgalcilere karşı gösterdiği tepkiyi önceden düşünememişlerdi. Ankara’da TBMM açılmış ve yeni bir Türk devleti kurulmuştu.
Bu gelişmeler üzerine İtilaf Devletleri, bir an önce Osmanlı Devleti ile barış yapılırsa savaş bitecek ve Mustafa Kemal de yalnız bırakılmış olacak, diye düşünülüyordu. İşte bu nedenle, Fransa ve İngiltere Nisan 1920′de İtalya’nın SAN REMO şehrinde bir toplantı yaparak, Osmanlı Devleti ile yapılacak barışın şartlarını tespit ettiler. Bu toplantıya gözlemci olarak Osmanlı Devieti’nden Tevfik Paşa da katılmıştı.
Osmanlı Devleti, Antlaşma maddelerini çok ağır bularak, Boğazlar Komisyonu, Doğu Trakya ve İzmir’ le ilgili maddelerinin yeniden gözden geçirilmesini istedi. Diğer maddeleri aynen kabul edeceklerini bildirdiler.
İngiltere ve Fransa, Osmanlı Devleti’nin isteklerini kesinlikle kabul etmeyince Padişah Vahdettin, antlaşmayı imzalamayı kabul etti. Yalnız bu büyük suçu millet karşısında örtbas etmek için milletin ileri gelenlerinden İstanbul’da bir SALTANAT ŞURASI (Danışma meclisi) nin toplanması sağlandı.
Saltanat Şurası’nda Topçu Feriki (Korgeneral) Rıza Paşa hariç 42 kişi, antlaşmanın imzalanmasını onayladılar.
Bağdatlı Hadi Paşa başkanlığında Filozof Rıza Tevfik Bölükbaşı ile Bern Elçisi Reşat Hatis’ten oluşan bir heyet, Paris yakınlarında Sevr kasabasında antlaşmayı imzaladılar (10 Ağustos 1920). Bu antlaşmayı imzalamakla padişah Vahdettin, millet iradesine karşı çıkmış oluyordu. Çünkü, İmzalanan bu antlaşmanın meclis-i mebusan tarafından onaylanması gerekiyordu. Halbuki padişah, İstanbul’un resmen işgalinden sonra Meclis-i Mebusan’ı dağıtmıştı.
SEVR ANTLAŞMASI’NIN MADDELERİ:
a) Osmanlı İmparatorluğunun ülkesi, İstanbul dolayları ve Anadolu’nun küçük bir bölümü ile sınırlandırılıyordu.
b) Boğazlar, her zaman bütün devletlerin gemilerine açık tutulacaktı. Türklerin hiçbir etkisi olmayan uluslararası bir komisyon Boğazlan yönetecekti.
c) Ege Böigesi’nin büyük bir bölümü İzmir kentiyle birlikte Yunanlılara veriliyordu. Ayrıca Midye-Büyük-çekmece çizgisinin batısında kalan bütün Trakya, Yunanlıların olacaktı.
d) Suriye, Lübnan ve Güneydoğu Anadolu Fransa’ya bırakılacaktı.
e) Arabistan ve Irak (Musul dahil) İngiltere’ye bırakılacaktı.
f) Doğu Anadolu’da bağımsız Ermenistan kurulacaktı.
g) Kürtler, ayrı bir devlet kurmak isterlerse ve milletler cemiyeti tarafından kabul edilirse, Osmanlı Devleti buna izin verecekti.
h) Kapitülasyonlar, bütün devletlere tanınacaktı.
ı) Azınlıklara çok geniş haklar verilecek ve her derecede okul açabileceklerdi.
k) On iki Ada İtalyanlara, Akdeniz’deki diğer adalar da Yunanlılar’a verilecekti.
I) Zorunlu askerlik hizmeti olmayacak ve askeri kuvvetler 15 bini jandarma olmak üzere 50.000′İ geçmeyecekti.
m) Antalya ve Konya dolayları, İç Batı Anadolu’nun derinliklerine kadar İtalyanların nüfusu altına girecekti.
n) istanbul, Osmanlı Devleti’nin başkenti olarak kalacak, ancak anlaşma hükümlerine uyulmazsa, İstanbul da ellerinden alınacaktı.
San Remo Toplantısı’nda İngiltere ve Fransa, bu ağır koşutları Türk halkına kabul ettirmek ve uygulamak amacıyia kararlar da aldılar. Bu konuda alınan kararlar:
1. Türklere silah kuvvetiyle kabul ettirmek (Yunanistan, Türklere antlaşma şartlarını silah gücüyle kabul ettirme işini üstlendi.)
2. Türkler, antlaşmayı kabul etmezlerse, Onları İstanbul’dan da çıkartmakla tehdit etmek.
Sonuç: Sevr Antlaşması ile Türklerin özyurdu kesinlikle parçalanmış oluyordu. Sözde sağ bırakılan Osmanlı Saltanatına hiç bir egemenlik hakkı tanınmamıştı. Sevr Anlaşması, T.B.M.M. ile onun yanlısı olan vatanseverlerin direnme gücünü kamçılamıştır. Herkes, artık vatanın kurtulması için düşmanla çarpışıp onu yurttan kovmaktan başka bir çare olmadığını anlamıştır.
SEVR ANTLAŞMASININ İMZALANMASINA KARŞI T.B.M.M.’NİN TEPKİSİ:
Milletin tek temsilcisi olan T.B.M.M., İstanbul’da yok saydığı İstanbul Hükümeti’nin imzaladığı bir antlaşmayı tanıyamazdı. Bu antlaşmanın geçerli olabilmesi için, TBMM’nin onaylaması gerekiyordu. (Osmanlı Mebuslar Meclisi dağıtıldığı için). 19 Ağustos 1920′de toplanan TBMM bu antlaşmayı kabul etmediği gibi, bu antlaşmayı imzalayanları ve onaylayanları vatan haini ilan etti. Bu kişiler Türklükten kovuldular.

Bu sayfamız için yorum yapın